2 Aralık 2015 Çarşamba









             Sevgili takipçilerim bugün sizlere aldığım  kitabımın hikayesi anlatacağım.Hikayesi derken neden bu kitabı almak istediğimi :-) 




Üniversite yıllarımızda okulda kendi çapımızda birkaç arkadaşımızla kurduğumuz bir topluluğumuz vardı.Edebiyat Topluluğu adı altında belli dönemler akadaşlarımızla bir araya gelir sohbet ederdik.Eeee tabi tüm gün olan bir okulda ve devamszılık hakkının olamadığı bir fakültede de ancak kendi çapımızda birşeyler yapabiliyorduk.Arkadaşlarla bir araya geldiğimiz birgün  ne yapalım derken bir yerlere gezi düzenleme fikri geldi.Daha önce Nemrut,Battalgazi gezisi düzenlemiştik. Bu seferde yine yakın bi yerler olup gece kalınmayacak bir gezi planı yapmıştık.Derken bir kız arkadaşımızn Erzincan-Kemaliye eski adıyla Eğin gezisi yapalım fikrini onaylamıştık hep birlikte .Bundan sonraki işimiz  ise gezi gününü etrafa duyurmak oldu.Gezi günü gelip çatmıştı.Ortalama 15 kişiydik.Bunada şükür diyerek bir minibüsle Erzincan'a doğru yola çıktık.






Erzincana gidipte tabikide Başpınar Vali Recep Yazıcıoğlu Köprü'süne uğramamak olmazdı.Gezi rehberimiz bu köprünün yapılması sırasında ki zorlukları özetle anlattıktan sonra Ayşe Kulin'in Köprü romanını okumamızıda söylemeden geçmemişti.



Vali Recep Yazıcıoğlu Köprüsü



O gündür aklımda hep Köprü kitabını alıp okumak vardı fakat nasip olmamıştı.Taki Ankara-Kızılay sokaklarında dolaşırken eski kitaplar satan sahafçıları görüp kitaplara saldırdığım ana kadar.pasaja giridğimde kendimi kaybetmiştim.Etraf ta her türlü eski,yeni kitaplar mevcuttu.Küçüklüğümden beri ikinci el kitapları daha fazla seviyordum.Onlardaki okunmuşluk ,kitabın başkasında yaşadığı hayat,altı çizili yerlein olması,kitabın ilk yaprağında hiç tanımadığım bir insanın adının soyadının yazması  benim gözümde o kitabı farklı kılıyordu.5 tl ye aldığım kitabi sabırsızlıkla eve getirdim ve okumaya başladım şu an hala Köprü kitabını okumaktayım.Gelgelim Kemaliye gezimize.Arkadaşalarımızla çok eğlenmiştik bu gezide Kemaliye'nin aşlık çorbasını deneme fırsatımız olmuştu.Kemaliye evlerini ve kapı tokmaklarını çok beğendik.




Aşlık Çorbası




Kemaliye Evleri



Ve Şairlerimizden Ahmet Kutsi Tecer'in Kemaliyeli olduğunu öğrendiğimizde çok şaşırmıştık.İşte şimdi gezimiz Edebiyat Topluluğumuza yakışan bir gezi olmuştu.:-) Yolunuz düşerse muhakkak bu güzel yerlere uğramanızı tavsiye ediyorum.Ayşe Kulin'in Köprü kitabını okuyarakta  Başpınar Vali Recep Yazıcıoğlu Köprüsü'nün yapım aşamasındaki zorlukları ve eziyetleri öğrenebilirsiniz.Sizleri kocaman kocaman öpüyorum takipçilerim.Allaha Emanet Olunnnn....




Recep Yazıcıoğlu Kimdir?



Recep Yazıcıoğlu, 2 Haziran 1948'de Trabzon'un Köprübaşı İlçesi'nde doğdu. Yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde tamamladıktan sonra Aydın'da maiyet memuru olarak görev yaptı. Buradaki görevinin ardından sırasıyla Kalkandere, Bahçe, Hamur, Ayvacık, Kırıkhan, Alaca ve Akçakoca ilçelerinde kaymakamlık yaptı. 36 yaşında Türkiye'nin en genç valisi olarakTokat Valiliği'ne atandı. 1989'da Aydın Valiliği'ne, 1991'de Erzincan Valiliği'ne, 1999'da Merkez Vakiliği'ne atandı. 2003 yılında ise Denizli Valiliği'ne atandı. Buradaki görevini sürdürürken 2 Eylül 2003 günü geçirdiği trafik kazası sonucu vefat etti.

26 Kasım 2015 Perşembe




:-)Anneciğimle kahveeee..... :-)





               Galiba bu sene annemin dizinin dibinden ayrılmayacağım.Yoğun bir eğitim hayatından sonra tabikide başta evde oturmak bana sıkıcı gelsede galiba bende yavaş yavaş alışıyorum.Artık teyze gezmelerimi dersiniz,günler mi,nişanlar mı hepsinde beni görebilirsiniz Anneme bu yerlere utanarak gittiğimi söyleyip her gitiğimiz yerin dönüşünde hoş sohbet ve esprilerimden dolayı annem bana iyiki utanıyosun kızım demesini ömür boyu unutamayacağım galiba.Annemle kılı kırk yararcasına yaptığımız çeyiz alışverişleri,izlediğimiz yemek programlarını,onu öpücük yağmuruna tuttuğum zamanları çok özleyeceğim ne yalan söyleyeyim. En sıkta kahvaltıdan sonra hadi bir kahve yapta içelim kızım deyişini.İki yıl boyunca ailemin Kıbrıs'ta kalması bizim ailede pekte alışık olmadığımız bir kahve kültürünü de beraberinde getirdi.Tabikide Kıbrıs'ın kendine has olan Con kahvesi hafif bir tat olduğu için alışkanlık yapmasıda kolay oldu.Doğal ve sağlıklı yaşamayı seven kişilerdenim.Bu yüzden de açıkcası nescafe yerine kahve tüketilmesini önermek isterim blogumda .Kahve demişken de yararlarından biraz bahsedemeden de geçmeyelim ne dersiniz.Yarın kahvaltınızdan sonra bir bardak kahve ile güne başlamanız dileğiyle..Hayırlı geceler..Allaha emanet olun.. 

 Kahvenin faydaları....

Yorgunluk atarız
Günün yorgunluğunu üzerimizden atmak için bol köpüklü Türk kahvesi içeriz.
Kız isteriz
Allah’ın emri, peygamberin kavliyle kız isterken Türk kahvesi ikram ederiz.
Kilo veririz
Yağ yakmayı hızlandırıcı etkisiyle bir fincan sade Türk kahvesi içer, kilo veririz.
Hasret gideririz
‘Kahve bahane, sohbet şahane’ diyerek arkadaşlarımızla bol köpüklü Türk kahvesi içmek için buluşur, hasret gideririz.
Hafızamızı güçlendiririz
Günün her hangi bir vaktinde Türk kahvesi içer, hafızamızı güçlendirir alzheimer hastalığından korunuruz.
                                                  
Tatlı krizini keseriz
Açlık veya tatlı krizi geldiğinde bir fincan tarçınlı Türk kahvesi içer, tatlı krizini keseriz.
Meme kanserinden korunuruz
Bilimsel testlerle Türk kahvesinin meme kanseri riskini düşürdüğü kanıtlanmıştır ve her gün bir fincan Türk kahvesi içerek meme kanserinden korunuruz.
 Yüksek tansiyonu dengeleriz
Kan basıncını düzenleyen etkisiyle Türk kahvesi sayesinde yüksek tansiyonu dengeler, sakinleşiriz.
Kötü kolesterolden korunuruz

Türk kahvesinin içeriğindeki koruyucu maddelerle kötü kolesterolü düşürür, sağlık kalitemizi artırırız.
  Hazımsızlıktan kurtuluruz
Yemek sonrası oluşan şişkinlik, rehavet ve hazımsızlıktan Türk kahvesi sayesinde kurtuluruz.
  Sevgimizi belli ederiz
Annemize, babamıza, iş arkadaşımıza sevgimizi belli etmek için ‘sana ellerime Türk kahvesi yaptım’ deyip ikram ederiz.
Bağırsak kanserinden korunuruz
Sindirimi kolaylaştıran ve antioksidan içeren Türk kahvesi sayesinde bağırsak kanserinden korunuruz.
  Küskünlükleri sona erdiririz
Türk sinemasının en sevilen isimlerinden Kemal Sunal’ın eşi Gül Sunal, eşiyle hayatını anlattığı ‘Kemal’ isimli kitabında ‘hadi gel bir kahve içelim’ diyerek küskünlüklerini sona erdirdiğini söyler.
 Baş ağrılarını giderir
Stres, yoğun çalışma gibi sebeple oluşan baş ağrılarını gidermek için Türk kahvesi içeriz.
 Sınavlara yardımcı olur
Uykusuz geçen sınava çalışma gecelerinde Türk kahvesi, zindelik ve enerji vererek ayakta kalmamıza yardımcı olur.
 Siyah noktaları temizleriz
Türk kahvesinin kendisi gibi telvesi de faydalıdır. Siyah noktalara masaj yaparak yedirir, ılık suyla durulayıp siyah noktaları temizleriz.
Selülitleri yok ederiz
Kan dolaşımını hızlandırıcı etkisiyle selülitleri yok etmeye Türk kahvesi yardım eder. Günde 1 Türk kahvesinin yanında 1 büyük bardak su içerek selülitlerden kurtuluruz.
    Mide bulantısından kurtuluruz
Mide bulantısından kurtulmak için Türk kahvesine birkaç damla limon suyu ekler içeriz.
   Yağ yakar zayıflarız
Kan dolaşımını dengeleyici etkisiyle Türk kahvesi içerek yağ yakar ve sağlıklı zayıflarız.
                                                            (Yüksek topuklar sitesinden alıntıdır)
                             

8 Kasım 2015 Pazar






                   Uzun süredir kitapyurdu.com dan sipariş verdiğim kitabımın gelmesini bekliyordum.Neyse ki dün kitabım elime ulaştı.20 tl üzeri kargo bedava kampanyasından faydalanarak kardeşime iki kitap daha aldık.Sipariş ettiğim kitabı aslında nişanlım içim aldım.Birçok kitapçıya sorup kalmadı cevabını duymaktan sıkıldığım kitap.Kadın Psikolojisi-Nevzat Tarhan.Bu kitabı ararken anladım ki galiba biz kadınlar gerçekten anlaşılmaz yaratıklarız.Erkeklerde bizi anlayabilmek için bu kitabı tüketmişler ne yapsınlar.Abimin tavsiyesi üzerine aldığım kitabı memlekete gidince inşallah nişanlıma hediye ediceğim umarım artık beni daha iyi anlayabilecek bir hayat arkadaşı olur.





  Ben henüz kitabı okumadım.Okumayı da çok düşünmüyorum aslında çünkü daha kitaplığımda okunmayı bekleyen bir sürü kitabım var.Belki günün birinde bende kendimi anlayamayacak duruma gelirsem okurum.:-)Ben sadece kitaptan bahsederek  okumak isteyen arkadaşları yönlendiriyorum.Yoksa okuyup tavsiye edemiyeceğim şu an.Okuyan arkadaşlar blogumuza yorumlarını yazıp tavsiyede bulunabilirler tabi.Hayırlı akşamlar.Allaha emanet olun.


NEVZAT TARHAN KİMDİR?

Merzifon’da 1952 yılında doğdu. 1969 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ni, 1975 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni bitirdi. GATA stajı, Kıbrıs ve Bursa kıta hizmetinden sonra 1982 yılında GATA’da Psikiyatri uzmanı oldu. Erzincan ve Çorlu’da hastane hekimliği sonunda GATA Haydarpaşa’da Yardımcı Doçent(1988), Doçent (1990) oldu. Klinik direktörlüğü yaptı. Albaylığa (1993) ve Profesörlüğe (1996) yükseldi. 1996-1999 yılları arasında Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde öğretim üyeliği ve Adli Tıp Kurumu’nda bilirkişi olarak görev yaptı. Kendi isteğiyle emekli oldu. Halen Memory Centers of America isimli Nöropsikiyatri Merkezlerinin Türkiye yöneticiliğini yapmaktadır. 1989 yılında “Stres”, 1991 yılında “Psikofarmakolojide Yenilikler”, 1992 yılında “Saldırganlık”, 1993 yılında “Serotonin” konularında Türkiye’de ilk örnek uluslar arası katılımlı sempozyumlar düzenledi. Psikofarmakoloji dergisinin 6 yıl editörlüğünü yaptı. “Sleep and Hypnosis” dergisinin yayın kurulundadır. 1991 yılında Hollanda da “Destructive Drives and Impulse Control” konulu Uluslar arası Kongrede “En İyi Araştırma” ödülü aldı. New York Academy of Science, New York Academia Psiychiatrie Foundation, International Psychogeriatric Association ve National Geographic Society gibi uluslararası derneklerde aktif üyedir. 29’u uluslar arası olmak üzere 100’ün üzerinde yayını vardır. Evli ve iki çocuk babasıdır.